Yaşam ve An…

Geç kaldın dedi yaşam
Nereden bilebilirdim ki değerli olanın değerşizleştiği bir zamanda olacağımı dedi sessizce an..

Bilecektin dedi yaşam
Asıl bilinecekler ile uğraştım hep dedi an…

Asılı ararken bak kendinden oldun dedi kızgın bir ifadeyle yaşam
Belki kendimi aradım dedi hüzünlü bir ses tonuyla an…

Sitemli ses tonuyla buldun mu bari kendini dedi yaşam
Bulma yolundayım inşallah dedi meraklı meraklı an…

Bulursan haber et dedi ukalaca yaşam
Gururlu bir edayla sessizliğe büründü an

Sessizleştin bakıyorum dedi yaşam
Sessizlikte var olmayı becerebilen esas varlıktır dedi an…

Bir anda düşünmeye daldı yaşam
Şimdi kendin oldun dedi bak an ….

Ve anladı yaşam
Ve usulca suskunluğa yol aldı yaşam ve an…

1 Aralık 2013/ İstanbul/ Neslihan ARICI

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Yaşam ve Ben

Yaşam ve ben,

Bir gün karşılaştık onunla kısa bir tren yolculuğunda

Kısık bir ses tonuyla izin istedi yanıma oturmaya

Tabi tabi dedim şaşkın bakışlarımla…

 

Sonra usulca oturdu yanıma,

Tanıttı kendini bana

Ben “Yaşamım” dedi .

İçimde gerçekler, hayaller, canlılar taşırım

Seni de az buçuk diğer canlılar gibi tanırım…

 

Şaşkın bakışlarımı daha çok diktim ona,

Ama o başladı beni kendince tanıtmaya…

 

Duygusalsın dedi.             .

Duygularımı ifade edenim dedim sabırla…

 

Beklemişsin ondandır dedi.

Deneyimlemeyi öğrendim dedim usulca…

 

Peki öle olsun ama sessizsin o kesin dedi.

Sessiz kalmayı tercih ederim dedim naif bir ses tonumla…

 

İşimi bana mı öğreteceksin inatçısın işte dedi.

Yaşamda tutunmaya ısrarlıyım dedim bütün samimiyetimle…

 

Bak bal gibi kızgınsın bana dedi.

Sadece bazı yaşadıklarıma kırgınım dedim sıcak bir tebessümle …

 

Kısacık bir yolculukta vallah sıktın beni dedi.

Cümlelerim senden çıkan benim gerçeklerim dedim ukala bir tavırla…

 

Tamam o zaman “Sen” tanıt kendini dedi bana usulca…

Ha şimdi tanışabiliriz dedim.

 

Ve başladım kendimi tanıtmaya

Benim adım “….”

 

Neslihan ARICI 26. 08.2013/ Bursa

Not: Yaşamda kimseyi etiketlememek ve etiketlerden kurtulmak temennisiyle…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sessizlikten Gelen Sesler …

 

Hiç sessizliğini dinledin mi? Sessizliğinin içinde gizlediklerini… Dinlemediysen bir gün az da olsa bir vaktini ayır ve dinle sessizliğin içindeki çok sesliliğini. Hepsi ayrı telden çalan ve senkronize olmayan sesler. Sessizliğin içindeki sensizlikler…

Dinlediğinde sessizliğinin içindeki seslerini bir orkestranın provasına geldiğini düşünebilirsin ve ciddi anlamda şaşırıp dona kalabilirsin!!!

Dona kalmak, şaşırmak belki götürür seni geçmişte dona kaldığın sahnelerine.Belki onlarda ulaştırır seni bastırdığın engin duygu dehlizlerine.Sahneler ve sendekiler buluştukça derinlerde senden koparlar ve ayrışırlar sessizce.Ve böylelikle sessizliğinin içinde oluşur senkronize bir seslilik. Sendekilerle oluşur güzel bir sessizlik…

Sessizlikte seslerle yorulmak ne ilginç bir tezatlık. Dinlemek ve dinlenmek ne tuhaf bir benzerlik. Sessizliğinde bazen boğulabiliyorsun, dinlerken de bazen dinlenebiliyorsun. Ama tezatlıklarından ve benzerliklerinden sıyrılıp her geçen gün netleşiyorsun…

Netleşmek ve sessizleşmek sanki seslerle adeta didişmek. Galiba bu süreçte en önlemlisi de kendinin sessizliğini dinleyip keyifle dinlenmek. Kendinizin sessizliğini dinleyip dinlenmeniz temennisiyle…

 Neslihan Arıcı  24.05.2013

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

DUYGU ÇAYDANLIĞIMIN SEYRÜSEFERİ

Elimde kocaman ancak zarif bir çaydanlık ve ben. Geziyoruz birlikte duygu demlemelerinde seyrüsefer… Seferlerin bazılarında çaydanlığıma çerçöplü çaylar koymak durumunda kalıyorum. Bazılarında yeni toplanmış, taptaze çaylar koyuyorum. Ancak her seferde çayımı duygu çaydanlığımda kendimce demlemeye çalışıyorum.

Eh çay demlemek kolay değil,  hızlı ateşte pişirsek kokusu bir tuhaf oluyor, yavaş ateşte pişirirsek insanın ağzında acı tat bırakıyor.

Yani duygularımı demlemek için orta ateşte bir süreç gerekiyor. Süreç ve çaylarım bilmeden ya da bilerek beni hayata demliyor…

Demlenen çay her halükarda duygu çaydanlığımdan her daim akıyor.  Kimi zaman taptaze sıcacık, iyi demlenmiş duygular akıyor. Kimi zaman çerçöplü, iyi demlenmemiş duygular akıyor. Akması beni demli hayatımla başa çıkmamı sağlıyor…

Çaylar, demlenmeler, akmalar ve BEN her seferinde farklı demlenmeyi öğreniyor ve değişiyor benim bu seyrüsefer.

Neslihan ARICI/ 28 mart 2013

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bekleme ve Hayatını Bekletme!!!

Ömür denilen uzun veya kısa bir hikâye. Bu hikâyede her daim başkahraman sensin. Diğerleri senin hayatının oyuncuları.  Ama sen nedense başkahraman olmayı tercih etmiyorsun. Yaşamının oyuncusu olmayı daha kolay veya daha rahat buluyorsun.

Ancak seçtiğin bu rahat yol seni  uçsuz bucaksız beklemeye itiyor…

Bekliyorsun adım atmayı, konuşmayı, yürümeyi, öğrenci olmayı, sınavı, sınav sonucunu,  arkadaş bulmayı,  iş bulmayı, eş bulmayı, anne/ baba olmayı, sevmeyi, sevilmeyi , aranmayı, değerli olmayı,  başarılı olmayı,  çok para kazanmayı,  üretken olmayı, iyi insan olmayı vb. Sonsuz tane şey bekliyorsun…

Kısacası her an bir şeyleri bekliyorsun. Kimi zaman beklerken canın sıkılıyor, kimi zaman heyecanlanıyorsun, kimi zaman da öfkeleniyorsun.Beklerken olumlu ve olumsuz bir sürü duygu  bulutundan geçiyorsun….

Her an bekleme ve her an milyonlarca duygu. Hepsi sadece hayatında oyuncu olmanın bedeli. Bu kolay yolu seçtiğinde fark etmediğin hayatının bedeli.Kestirmeler, kısa yollar, kolay yoldan bazı şeylere ulaşmalar kısa vadede kolay görünse de uzun vadede sana ağır bedelleri var Ey İNSAN.!!!

 Ağır bedelleri yaşamınla ödememek için SİHİRLİ DEĞNEKLERİ BEKLEYİP HAYATININ OYUNCUSU OLMA EY İNSAN!!

Yaratan doğdun andan itibaren seni yaşamının başkahramanı olarak ilan etmiş. HAYATININ BAŞ KAHRAMINI OLUP HAYATINI KİMSELER İÇİN BEKLETME EY İNSAN!!!

Neslihan ARICI/ 21 Mart 2013/ İstanbul

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın